Türk demek Orta Asya'dan göçmüş çekik gözlü bir kabile demek değildir.
Türk demek Oğuz demek değildir.
Türk demek Azeri demek değildir.
Türk demek Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan demek değildir.
Türk demek Müslüman demek değildir.
Türk demek adalete inanan, adil olan demektir, Türk demek ahlaklı olan demektir, Türk demek temiz demektir, Türk demek kuvvetli demektir, güçlüye karşı zayıfın yanında, zengine karşı fakirin yanında olan demektir.
Türk demek çalışkan olan demektir, Siyonizme, Masonizme, Emperyalizme, Sömürüye karşı olan demektir.
Kürd'ü , Arnavut'u, Adige'si , Laz'ı, Ermeni'si, Yahudi'si herkes Türk olabilir. Yeter ki insan olsun.
Hiç ticari yeteneğim ve becerim yok. Belki bu yeteneği olan insanlara kıskançlığım yüzünden olabilir ama aşağıdaki işleri yapanların “internetten para kazanma” dürtüsüne çok kızıyorum.
- Sitelerinde her türlü porografik içeriğe izin verip hacı hocalığı da kimseye bırakmayan webciler,
- Alın tepe tepe kullanın diyerek kodu açan “heyo open source harika” diye zıplarken birden kodu kapatan, başka şirkete şirketini ve kodunu satan patronlar,
- Açık kaynak diye başladığı projeyi birden demo versiyon haline getiren ve uygulamayı kuşa çevirip bakın burda Enterprise versiyonumuz var diyerek $.$$$ talep edenler,
- Hadi gelin community kuruyoruz diyerek yüzlerce insanla mülaki olan ve aslında amacı o insanların bilgi ve becerileriyle tanınmak şöhret olmak olan ve işi bitince de o sırtından nam yaptığı kişilerin sırtına tekmeyi basan yalancılar,
- Sağdan soldan devşirme gereksiz bilgilerle blog açıp ertesi günü Google Adsense ekleyen uyanıklar,
Web sayfalarıyla ilk tanışmam 1997 yılına rastlar. O zamanlar internet kafeler yeni açılıyordu ve ben de merakımdan girip ne oluyor diye bakmıştım. Altavista, Yahoo, Excite gibi arama motorlarının olduğu bir sayfaya bir kelime yazmış ve dakikalarca beklemiştim.
Sonuç benim için hüsrandı. Bilim ve Teknik Dergisi'nin o zamanki sayılarında anlatılanlardan eser yoktu.
İnternetin geleceğine dair hiç iyi olmayan şeyler düşünmeye başlamıştım.
Sonra askere gittim. 1997 Kasım - 1999 Nisan. Askerden gelince bir bilgisayar kursuna yazıldım. Aziz dostum Halil Koçak "gel sana iş buldum : internet kafe" deyince aptallaştım. Çünkü bilgisayarlara ait bildiğim ne varsa unutmuştum ve bu kursta hatırlama süresini çoktan aştığımı anlamıştım.
Timsah havuzuna itilince sıçraya sıçraya havuzun karşısına geçen cesur adam misali tamamen şansın ve Arnavut inadımın sayesinde ağ kurmayı, internete bağlanmayı, bilgisayar parçası değiştirmeyi ve bilimum gereksiz bilişim ameleliğini öğrenmiştim. Hatta 23 yaşında bir gencin 14 yaşındaki bir çocuktan Mirc ile chat yapmasını da öğrendiğini düşünün.
O dönemlerde tanıdığım bilgisayar ile ilgilenen kim varsa tek bir şey yapmaya çalışıyordu : web sitesi...
İşte ben de o gönemde Xara adlı program ile yaptığım gifleri Crosswinds'ın sunucularına CuteFTP ile göndermiş ve ilk sayfamı açmıştım.
Aradan 10 yıl geçmiş.
Bu 10 yılda ne değişmiş derseniz;
10 yıl önce Hocam Dr.Hakkı Öcal'ın JavaScript kitabına baka baka alert çıkarmaya çalışırken şimdi jQuery ile ajax sayfalar yapıyorum.
10 yıl önce FrontPage Express ile sayfa tasarlamaya çalışırken şimdi tamamen elde HTML kodluyorum.
10 yıl önce Ferda Tanyeri'nin kitabından baka baka Java Appletleri yazmaya çalışırken şimdi Java teknolojileri ile yazılım geliştiren bir şirkette Martı'da çalışyorum.
10 yıl önce Paint Shop Pro kullanmaya çabalarken şimdi o dönem çok korktuğum azman Photoshop ile içli dışlı vaziyetteyim.
10 yıl önce dosyaları gönderdiğim yerin neresi olduğunu dahi bilmezken şimdi evdeki sunucudan yayın yapıyorum.
10 yıl önce çıktığım bu yolda tamamen yanımdaki iyi insanların, şansın ve Arnavut inadımın sayesinde bilişimci olarak yaşıyorum ve bilişim camiasına hizmet etmeye çalışıyorum.
10 yıl sonra yine burada olabilir miyim? Allah bilir.
Zeitgeist The Movie adlı belgesel ile başlayan ve Zeitgeist Addendum ile devam eden bir süreç, Jacque Fresco ve ekibini Venus Projesi konusunda daha aktif davranmaya itmiş olmalı ki yeni bir başlangıç yapmışlar.
Dünyaca ünlü bir gelecekbilimci (futurist) olan Jacque Fresco, bilimsel düşünceyi benimsemiş hemen herkesin kolayca kabulleneceği dünya görüşleri sunuyor, fakat bu görüşler uygulamaya geçemeyecek kadar zor görünüyordu. Hatta pekçok yerde düşünceleri ütopik olarak tanımlanıyordu. Örneğin ihtiyaç duyulan mal ya da hizmete istenildiği kadar ücretsiz sahip olmak imkansız gibi görünüyor.
Şimdi böyle bir ekonominin hayat bulduğu bir ada kurulabileceğini kanıtlamak için New Z-Land adında bir proje başlatılmış bulunuyor. Bu proje Kaynak Tabanlı Ekonomi Vakfı (RBEF Resource Based Economy Foundation) tarafından finanse edilecek. Vakıf tamamen bağışlara dayalı bir kaynak sistemi ile ayakta duracağını ve parasal sistemin tamamen ortadan kalkacağı zamana kadar aynı sistemi kullanamaya devam edeceğini en baştan kabul ediyor. Bağışta bulunanlar harcamalarını anlık olarak görebilecek, hatta sözgelimi kendi bağışı ile alınan bir küreğin gerçekten bahçe işlerinde kullanıldığından emin olmak için adadaki kameralar ile izleme yapabilecek.
Venüs Projesi de Zeitgeist Hareketi (Zeitgeist Movement) olarak perçok ülkede örgütleniyor. Türkiye örgütlenmesi üç site ile başlamış ama şimdilerde tek sitede karar kılınacak.
Tabi biz Türk olduğumuzdan aklımıza gelen türlü cinlikleri düşündüm be bunlara cevap aramaya çalıştım.
Bu çalışmaların Gülen Hareketi gibi birşey mi olduğunu düşündüm ama işin içinde dinsel bir kavram olmadığı için buna ihtimal vermedim.
Titan zinciri ya da Amway benzeri bir oluşum olabileceğinden şühelendim ama bu oluşum zenginlik ya da kazanç bir yana, katılımcılara "daha çok çalışmaktan" başka birşey vaadetmediği için bu şüphemden de kurtuldum.
İnsanların böyle bir vakfa katkıda bulunmak isteMEyeceklerini düşündüm ama aklıma Wikipedia, Sourceforge, Apache Software Foundation geldi ve başarılı olabileceklerine ihtimal vermeye başladım.
Şimdilik kafamda tek anlaşamadığım ve "delikanlıyı bozar abi" diye düşündüğüm nokta, tüm kontrol sistemlerinin hatta karar alma mekanizmalarının bilgisayarlara ve yapay zekaya bırakılması düşüncesi ki bu işin sonu Matrix'e varır diye korkmaktayım. Öte yandan çağlar boyu kararları insanlar aldı da ne oldu; kandan, kinden, savaşlardan ve adaletsizliklerden başka ne kazandırdık diye de iç geçirmeden edemiyorum.
Genelde insanlar neyi bildiklerini iyi ifade ederler ama bilmedikleri ya da az bildikleri konuları mümkün olduğunca saklarlar. Aslında belki bu biraz da psikolojik savunma mekanizmaları ile alakalı ya da belki insanlar hangi konuda bilgisiz olduklarını bilemiyorlar. Bulutlara saplanmış bir bilinçaltı olabilir bu...
Oysa eksikliğini hissettiği konularda teşhisini iyi koyup ona göre hazırlamalı kendisini insan.
Ben bu konuda bir öncülük başlatmak istiyorum . İşte zamanla eksik ve yetersiz olduğumu anladığım konular :
1 ) SUS, WSUS ve Shavlik gibi update serverlar,
2 ) Symantec ve TrendMicro gibi kuruluşların istemci sunucu mantığıyla çalışan antivürüs çözümleri,
3 ) ActiveDirectory kurulum ve yönetimi,
4 ) İşletim sistemleri kernel mimarileri, işletim sistemlerinin çalışma prensipleri,
5 ) Donanım sürücüleri çalışma ve programlama mantığı,
6 ) Nesne temelli programlama mimarileri,
7 ) TCP/IP ve OSI modeli mimarileri,
8 ) Veri madenciliği, ve istatistik,
9 ) Yapay zeka ve yapay sinir ağları,
10 ) Grid Computing,
11 ) Online Collobration,
12 ) C ve C++
Tabi bu liste çok arttırılabilir fakat bunlar şu anda çok ihtiyacını duyduğum konular ve bu durum da yakın zamanda bu konular ile ilgili bol bol döküman okumam gerektiği anlamına geliyor.