2011 yılı tam anlamıyla Android yılı oldu. Android İşletim Sistemi rakiplerinden sonra piyasaya girmesine rağmen bir numaralı akıllı telefon İşletim Sistemi oldu. Android İşletim Sistemi kullanan cihazlar ile NFC, akıllı kalem, USB cihazlarıyla makinelere ve robotlara komuta edilmesini sağlayan ADK tanıtıldı. LG ve HTC’nin geliştirdiği stereoskopik 3D cihazlar ve bu cihazlara 3D yazılımlar geliştirilmesini sağlayan SDK’lar açık hale getirildi ve biri de ülkemizde olmak üzere seminerlerde tanıtıldı. Android İşletim Sistemini kullanan çok sayıda yeni cihaz tanıtıldı. Bunların arasında akıllı telefonlar, televizyonlar, tablet bilgisayarlar, hem tablet - hem telefon olan cihazlar, elektronik kitap okuyucuları, medya oynatıcıları, navigasyon cihazları gibi çok geniş bir yelpazede bulunan cihazlar yer alıyor. Google pek çok yeni teknolojisini ve tabii Android 4.0 Ice Cream Sandwich’i sundu ve kaynak kodlarını açtı. Galaxy Nexus ile yeni bir akıllı telefon çıkardı. Motorola’nın mobil bölümünü satın aldı. 2011 yılında büyük bir bilişim akademisyenini, Unix ve C’yi yazan iki mühendisten biri olan Dennis Ritchie’yi kaybettik. Özgür yazılım konusunda çok sayıda etkinlik düzenlendi. Fatih projesindeki çalışmalar hız kazandı. Şartnamesine Android konuldu. İnternet tarayıcılarında Chrome Firefox’u geçerek ikinci oldu. Windows 8’in kurulabilir betası yayınlandı. Google Plus adlı sosyal ağ uygulamasını açarak bir ay içerisinse 25 milyon kullanıcı sayısını aştı. Google Chrome OS adlı bulut bilişimi işletim sistemi ile çalışan Samsung ve Acer üretimi Chromebook’lar satışa başladı. HTML5 konusunda dikkate değer çalışmalar yapıldı. Yeni sitelerin kodlaması büyük oranda HTML5’e uygun olarak geliştirilmeye başlandı. Türkiye’den pek çok başarılı İnternet girişimi hayata geçti, bazı girişimler yabanı yatırımcılar tarafından satın alındı veya yatırım aldı. Teknoloji şirketleri arasındaki patent savaşları nedeniyle bazı ürünler fuarlardan kaldırıldı, bazı ürünlerin piyasadan toplatılması ihtimali doğdu. Anonymous adlı grup Türkiye’nin devlet sitelerine saldırı yapmak gibi bir gaflette bulundu ve başarılı olamadı. Devletlerin kendi uluslarını dinleme ve izlemede yeni taktikler geliştirdiği daha net anlaşılmaya başlandı. Türkiye ulusları büyük katılımlı sokak gösterileriyle sansürü ve İnternet üzerinde devlet hegemonyası istemediklerini dünyaya duyurdu.
Bilindiği gibi Amazon, Kindle adlı bir e-book okuyucu geliştirdi. Aslında bu başlı başına internetten izole bir network ve istediğiniz kitabı anında ücreti mukabili okuyabiliyorsunuz.
Ama elde taşınacak cihaz hiç kitap duygusu vermiyor. Kitap okurları da ellerinde tetris aleti gibi bir aletle dolaşmayı sevmezler.
Böyle birşey daha önce de yapılmış olabilir belki ama görmedim duymadım bilmiyorum. Gözlük şeklinde kullanılabilecek bir yansıtıcı ile ele sadece beyaz bir kağıt parçası alarak kitap,gazete, ıvır zıvır okunabilir. Böyle bir yansıtıcı, göz ile hemen hemen aynı seviyede olacağından kırışıklıklarda da görüntü bozulması olmaz.
Mesafe arttırılarak büyük ekrana da devasa görüntüler aktarılabilir. Ama tabi burada ısı en büyük etken. Muhtemelen yansıtıcı cihazlar bu hızla küçülmeye devam ederlerse olabilecek bir teknoloji.
Resimdeki görüntü olayı anlatıyor sanırım. Arkadaş hafif Clark Kent gibi oldu farkındayım ama ne yapalım.
Facebook, Twitter, Friedfeed, Delicious, Fizy, Last Fm, Picasa, Youtube, Dailymotion benzeri yeni siteler birbirine API'ler ile bağlanıyorlar ve birinde olan bir değişiklik diğerlerinde de güncellenebiliyor.
İşim gereği hepsini kullanmak ve anlamak durumunda olduğumdan "bu gereksiz aletleri neden kullanmıyorum" başlıklı bir yazı yazamıyorum üzgünüm. Yani hepsinde hesabım var ve hepsinin nasıl çalıştığını anlamak durumundayım.
Fakat istiyorum ki bu sitelerdeki yazılarımın merkez üssü muharremtac.com olsun. Dolayısı ile kalkıp microblogging yapacağım diye Twitter'a data girmeyeyim. Ben yazımı siteme gireyim orası benim yazımı çeksin.
Bunu Facebook'da yaptım. Siteme gelenlerin saysı da arttı tabi.
Bir de Google'ın OpenSocial diye yırtındığı bir API vardı o galiba tamamen elinde patladı çünkü Twitter'ın da yükselişiyle birlikte herkesin herkese destek verdiği bir yapı ortaya çıktı. Tüm sosyal siteleri birbirine bağlamak amacıyla ortaya çıkan Google ve Orkut da kendi başına takılıyor.
Bilişimde neyin ne olacağını kestirmek güç.
Bakalım bu yazı Facebook, Friendfeed ve Twitter'da çıkacak mı?
Son günlerde hızla artan Netbook'lardan Asus, Toshiba, Crea, LG gibi markalar, Türk Telekom ve TTnet tarafından uygun fiyata satılmaya başladı.
Fakat burada dikkat edilecek husus bazı mühendislik kısıtlamaları nedeniyle tam bir mobilite sağlanamaması.
Netbook'lar küçük, hafif ve Intel Atom işlemcisini kullanabildiği için epey hızlı, bildiğimiz PC ayarında aletler ama hiçbir zaman bir cep telefonu kadar "taşınabilir" değil. Cep telefonları da boyutları ve tasarım kaygıları nedeniyle hibir zaman Netbook'lar kadar hızlı olamayacaklar gibi görünüyor. Blackberry ve Iphone gibi başarılı cep bilgisayarları var ama onlar da normal bir PC'nin gücünde değil ve olması gerektiği kadar küçük ve zarif değil.
Bu kısıtları aşmanın bir yolunu buldum sanırım. Cep telefonları istediği kadar incelebilecek ve netbooklar da klavyeyi ekranı nereye yerleştireyim diye düşünmeyecek.
Buna taşınabilir server diyebiliriz. Netbook boyutlarında bir kutu düşünün ekran ve klavye yok.
Cep telefonu ile bağlanabileceğimiz gibi evdeki LCD ekran ve klavyeniz ile de bağlanabiliyorsunuz. Basitçe mantığı aşağıdaki resimde anlatmaya çalıştım.
Chip'de güzel bir araştırma yer almış. Ben de buradan duyurayım dedim. Çoktandır kopyala/yapıştır yapmıyordum özlemişim.
Devamı için aşağıda devamı yazıyor oraya tıklarsınız. Zaten biliyorsunuz ama hatırlatayım dedim.
Bir de şunu söylemek isterim, sayfaları birer cümlelik parçalara bölüp durmadan devamı devamı linkine tıklattırarak sitede kalma süresini uzatacağını düşünen ve hatta bunu başaran internethaber'e gazabımı gönderiyorum.