Bilim kurgu öykü çalışması : Organik Dünya

24 October 2009 Saturday
Etiketler: Öykü Edebiyat Bilim Kurgu

Çok eskiden yazdığım bir bilim-kurgu öykü çalışması

ORGANİK DÜNYA

Galaksi, etnik savaşlardan, din savaşlarından ve ideolojik savaşlardan fertlerinin üçte ikisini kaybetmişti. İnsanoğluna en büyük kaybı veren biyolojik silahlar olmuştu. Fakat bu biyolojik silah çalışmaları aynı zamanda moleküler biyoloji ve genetik hakkında çok şeyler öğretmişti.

Yirmi ikinci yüzyılın başında bilim adamlarından kurulu Genetik Yüksek Konseyi savaşların durdurulmasını sağladı ve insanoğlunun yeni ufuklara yürümesi için yeni bir rota çizdi.

Belirlenen hedeflerin büyük bir kısmı cyborgların, savaş gemilerinin ve yapay zekâ kullanan bütün inorganik makinelerin tasfiye edilmesi, bütün araç-gereçlerin, aygıtların ve makinelerin organik teknolojiler kullanılarak gen sentezlemesi metodu ile yapılmasını sağlayacak adımların atılması ile ilgiliydi.

Galaktik Senato, elinde kalan bütün mali imkânları bu işi için seferber etmiş ve bilinmeyen gezegenlerde büyük inorganik çöplükler oluşturmuştu. Gezegenler arasında gidiş gelişler için kullanılan kurt delikleri artık büyük yük ve yolcu gemilerini, yıldız destroyerlerini ve kruvazörleri taşımıyor, sadece çok özel izinlerle gidilebilen protokol ziyaretleri için açık bırakılıyordu.

* * *

Yapay kasları ne denli gelişmiş olursa olsun, güçlü bir sinir sistemi olmaksızın ayakta duramıyor, yirmi ikinci yüzyılın ortalarında hala yirmi birinci yüzyılın teneke adamları gibi hantal, Parkinson hastaları gibi kararsız bir takım hareketlerle oradan oraya dolaşıyordu.

Evet, belki bu yeni bir Frankestein değildi, hiçbir zaman kontrol dışı bir şey yapmamıştı ama zaten mantıklı bir şey de yapamıyordu ki…

Hormon dağlımı, doku yapılanmaları, sindirim, solunum, dolaşım sistemleri her şeyi mükemmeldi ama olmuyor, olmuyordu… En üstün organik işlemcileri, en iyi yapay zekâ yazılımlarını her şeyi ama her şeyi denemişlerdi fakat bu yaratık nöron istiyordu.

Fotosentez yaparak kendi besin maddesini kendisi üreten ve bu besinleri oksitleyerek kendine enerji, doğaya oksijen sağlayan yapay canlıların bu denli görkemli bir fiziğe ulaşmalarını kimse düşünemezdi. Devasa zaman dişlisi durmuş ve Ahmet Mert ‘in yoğun kloroplast’ı ökaryot hücrelere uyarlamasını beklemişti.

Adem tüm genleri laboratuarda sentezlenmiş ve yapay yollardan üretilmiş ilk insanoğlu başyapıtıydı…

Genetik Yüksek Konseyi’ne bağlı Moleküler Biyoloji Enstitüsü ‘nün çıkış organında beliren Ahmet Mert, önünde uzanan gür bitkilere ve geniş yapraklı tropikal bitkilere aldırmadan bingeçinin ısınma hareketlerine programlanmış bir halde zıp zıp zıpladığı bingeçler lobuna doğru yürüdü.

Aklında hep kendi yarattığı ve Adem adını uygun gördüğü fotosentez yapan ilk insan vardı. Bu yüzden bingeciyle büyük bir hızla evine doğru giderken ne geçtiği tropikal ormanları ne maviliği günden güne güzelleşen gökyüzünü ne de üstünden atladığı sayısız bataklığı görüyordu. Yalnızca oksijeni ciğerlerine dolduruyor ve düşünüyordu…

“Evim de ne ev ama” diye iç geçirdi giriş organından içeriye doğru adımını atarken… Her zamanki gibi koca bir doku kütlesi olan Etkin ‘e takıldı:

- Nasılsın bakalım hücre yığını?
Hem ev, hem bilgisayar ve hem de soğuk bir dost olan Etkin kısa ve kesin konuşmayı severdi:
- İyiyim uzman, siz nasılsınız?
- Tıpkı bir İngiliz kadar soğuksun Etkin.
- İngiliz? Tanımsız. Araştırmamı ister misiniz?
- Boşver, sadece tarih belleklerinde kalan uluslardan birisi.
- Anlaşıldı uzman, başka bir emriniz var mı?

Bu son cümleye takıldı Ahmet Mert, kurulduğu organik koltukta kendisini iyi hissetmesi için hangi hormonlar gerekliyse alabilir, dilerse çocuklar kadar rahat uyuyabilir, istediği rüyayı görebilir, dilediği bilgiyi anında edinebilirdi. Fakat tek bir şeyi yapamazdı: Yeni bir fikir…

Adem ‘i bir insan gibi hareket ettirmek, konuşturmak, duygulanıp düşünebilmesini sağlamak için gereken fikir, gelişmiş de olsa hiçbir beyinden üretilemiyordu.

Ancak yaratılabilirdi!..

Ellinci yaş gününde ellinci buluşunu insanoğluna hediye etmeye ne denli yaklaşmıştı oysa... Yüzlerce virüse karşı antivirüs geliştirmiş, yapay hücre üretimini başlatmış, genetikçilerin giriştiği bütün zor görevleri Galaktik Senato adına hep o üstlenmişti. Hepsinden önemlisi Kopyalama Kanunu’ nu Büyük Birleşik Kuram ile birleştirmeyi başaran büyük bir dahiydi o ama yetmiyordu işte... Yetmiyordu…

Bütün bu paradoksal düşünceler arasında bocalarken uyku imdadına yetişti. Yumuşak serin ve rahat ana kucağına alıp onu hiç görmediği diyarlara uçurdu.

* * *

19 Mayıs 2119 tarihinde Moleküler Biyoloji Enstitüsü uzmanları tam bir şok yaşadılar! Adem’ in bulunması gereken lob bomboştu!

Bu büyük panik Uzman Ahmet Mert’in o gün hiçbir mazeret bildirmeksizin enstitüye gelmemiş olmasını gözden kaçırdı.

* * *

Gezegenin teleport üssü özel izinli protokol yolcularıyla hınca hınç doluydu.

Özel izinli yolculardan biri sinir virüslerinin kopyalama özelliğini kullanarak insanlığın başyapıtı Adem’in dokuları arasına nörolojik bir geçiş yapmıştı. Yarı bitki-yarı insan olarak tasarlanmış olan bu yaratığın gözlerinde Uzman Ahmet Mert’in zekâ ışıkları parıldıyordu.

Dünya ‘da yüzdesel olarak az bulunan bir gaz onun insan gibi yaşayabilmesi için mutlaka bulması gereken bir kurtarıcıydı, şimdi o, Mars ‘a ve karbondioksit ‘e gidiyordu…


Bu sayfa 735 kere okundu.
2010

Ocak Şubat Nisan Haziran

2009

Ocak Şubat Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim

2008

Ocak Nisan Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

2007

Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

2006

Ocak Şubat Nisan Ağustos

2005

Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

2004

Ocak Şubat Nisan Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

2003

Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

2002

Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık



Fayda sağlamayan bilgi, harcanmayan, hiç kimseye hayrı dokunmayan define gibidir.
Hadis-i Şerif


Bu site açık kaynak kodlu uygulamalar ve kütüphaneler kullanılarak yapılan mblog içerik yönetim sistemi ile sunulmaktadır.
© 2002 - 2009 Muharrem Taç
Sürüm : 5.4.5