Para Dergisinden Parasız Ekonomi Haberi

26 June 2009 Friday
Etiketler: venüs projesi

Jacque FrescoEkonomi yayınları ile bilinen Fortune parasız ekonomi üzerine bir dünya ütopyası gibi görünen Venüs Projesi'ni ve bu projenin babası Jacque Fresco'yu haber yapmış.

Haber-ropörtajı aynen alıntılıyorum.

Dünyanın en tanınan gelecek tasarımcılarından biri olan, 92 yaşındaki Jacque Fresco, dünyada paranın olmadığı ancak herkesin refah içinde yaşadığı bir gelecek öngörüyor.

Paranın olmadığı bir gelecek hayal edin! Hiçbir ürünün üzerinde fiyat etiketinin olmadığını, kredi kartlarına ihtiyaç duyulmadığını, insanların para kazanmak için değil, sadece ilgilendikleri alanlar üzerinde çalıştığını düşünün. Savaşların, fakirliğin, hastalıkların olmadığını, tüm dünya insanlarının huzurlu olduğu böylesine bir dünya, dünyanın en ünlü gelecek tasarımcısı Jacque Fresco için bir masal değil.

1929’daki Büyük Buhran sırasında başlayan yeni bir toplumsal sistem arayışı sonucunda Venüs Projesi’ni geliştiren Jacque Fresco, günümüzün Leonardo Da Vinci’si olarak anılıyor, Einstein ve Buckminster Fuller’a benzetiliyor. Yaşayan en deneyimli, en saygın fütüristlerden biri sayılan 1916 doğumlu Fresco, endüstri mühendisi, mimari tasarımcı, toplum mühendisi, fütürist ve düşünür. Çok sayıda belgeseli, ödüllü projeleri, patentleri bulunan Fresco, devlet başkanlarına ve çeşitli kurumlara danışmanlık yapıyor. Ancak bugüne kadar geliştirdiği en başarılı projenin Venüs Projesi olduğunu itiraf ediyor. Parasal sistem yerine, kaynak temelli bir ekonomi ile insanların çoğunun hayalleri ve arzularını gerçekleşeceğini söyleyen Fresco “Süregelen uluslararası ve sosyal sorunlarımıza bir son vermek için kaynakların tüm dünya insanlarının ortak mirası olduğunu kabul etmeliyiz. Diğer türlü aynı sorunlar devam eder” diye konuşuyor.



Herkes sizi günümüzün Leonardo Da Vinci’si olarak anıyor, Einstein ve Buckminster Fuller’a benzetiyor. Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Ben kendimi bir başkası ile kıyaslamam. Kendimi asıl ilgi alanı çevre ve insanlar olan bir multidisipliner diye tanımlıyorum. Northup ve Amerikan ordusu için uçak tasarladım, endüstriyel tasarımcı olarak çalıştım, prefabrik evler tasarladım ve inşa ettim, yüzlerce tıbbi araç tasarladım, bir zamanlar sinema dalında teknik danışmandım ve bunlara benzer birçok iş yaptım. Fakat New York şehrinde bağımlılar ve suçlu çocuklar ile yaptığım çalışmalar, bireyler ile teker teker çalışmaktansa, disfonksiyonel davranışların toplumsal nedenlerinin ortadan kaldırılmasının daha uygun bir metot olduğunu anlamamı sağladı.

Bir endüstri tasarımcısı olarak en çok hangi alanda tasarım yapmayı seviyorsunuz? Bugüne kadar yaptığınız en değerli tasarım hangisiydi?

İşimin en anlamlı tarafı, insan ilişkilerini daha verimli kılan, içinde bulundukları şartları onarabilen, uygulanabilir bir toplumsal sistem tasarlamaktı. Bugüne kadar yaptığım en değerli iş savaş, fakirlik, açlık, borç ve acı ile dolu kabul edilemez bir kültürün içinde, bunların hepsini değiştirecek Venüs Projesi’ni geliştirmek oldu. Eğer sorunlarımızı çözmezsek, insanların becerileri ile sağladıkları bütün güzel başarılarımızı kaybedebiliriz.

Venüs Projesi’nden bize bahseder misiniz?

Venüs Projesi barışçıl, sürdürülebilir global bir medeniyet için sosyal bir değişim planı getiriyor. Bence insanların daha uzun, sağlıklı ve anlamlı yaşayabildiği bir topluma ulaşmak artık mümkün. Böyle bir toplumda başarının ölçüsü zenginlik, mal-mülk, güç kazanılmasından ziyade insanların kişisel arayışlarının gerçekleşmesi temeline dayanır. Dünyanın kaynaklarının çoğunu birkaç ülke kontrol ettiğinde sonuçta aynı döngü hükmünü sürdürecektir. Gerekli olan şey, dünyanın kaynaklarının akıllıca yönetilmesidir.

Kaynak temelli ekonomiyi anlamak için şunu düşünün: Aniden dünyadaki tüm para kaybolsa, ama toprak, fabrikalar ve diğer kaynaklar bozulmadan kalsa, istediğimiz binayı inşa edebilir, insanların ihtiyaçlarını karşılayabiliriz. İnsanların ihtiyaç duyduğu şey para değil, hayattaki ihtiyaçlarına erişimdir. Kaynak temelli ekonomide para yersizdir. Gerekli olan şey, kaynaklar, üretim ve ürünlerin dağıtılmasıdır. Kaynak temelli ekonomi, kaynak kıtlığını yenmek için teknolojiden yararlanır. Yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak yarar sağlar. Üretimde ve stokta otomasyona ve bilgisayar sistemine geçilir. Güvenli enerji-tasarruflu şehirler tasarlanır. Evrensel sağlık hizmetleri ve yararlı eğitim sistemi sunulur.

Gerçekten de kaynakların 7 milyarı aşan dünya nüfusu için yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?

İnsanların hayatlarındaki ihtiyaçlara göre hızla ulaşabildikleri dağıtım merkezlerinde kaynakların hazır durması kolayca sağlanabilir. Şehir tasarımlarımız, endüstriyel binalar, akarsu yatakları, enerji sistemleri, üretim ve dağıtım merkezleri, ulaşım sistemleri yeniden tasarlanarak uyumlu, entegre, global enerji sistemleri olarak çalıştırılmalı. Savaş dönemlerinde milyarlarca dolar harcıyoruz ve kitle imha silahları için en iyi beyinleri kullanıyoruz. Milyonlarca askeri birer ölüm makinesi olarak kullanmak yerine sorun çözmek ve inovatif düşünme üzerine eğittiğimizi hayal edin. ABD’deki eyaletler bölündüğünde, bölgesel çekişmeler ortaya çıktığı için her eyaletin kendi sınırlarını korumak için milisleri vardı. Eyaletler birleşince bu milislere olan ihtiyaç ortadan kalktı. Aynı yöntem tüm dünya devletleri için de uygulanabilir.

Kaynak temelli ekonomide, kaynaklar nasıl dağıtılır?

Kaynak temelli ekonomide kaynaklar para aracılığıyla değil, direkt olarak kullanılır. Nüfusun tamamı için malların ve hizmetlerin insancıl ve etkili bir şekilde eşit olarak dağıtılmasını sağlar. Bu sistemde mallar ve hizmetler para, kredi, barter ya da herhangi başka borç ya da kölelik şekli kullanılmaksızın insanlara sunulur. Para yerine kaynağı temel alan bir ekonomide, oldukça kolayca insan ihtiyaçları üretebilir ve herkes için yüksek standartlı bir yaşam sunabilirsiniz. Herhangi bir ülkenin gerçek zenginliği, gelişmiş ve potansiyel kaynakları ve kıtlığın bertaraf edilmesi ve insancıl bir toplum yaratmak için çalışan insanlarıdır. Tüm sosyal sistemler, politik felsefeye, dinsel inançlara ya da sosyal geleneklere aldırış etmeyerek eninde sonunda temiz hava ve su gibi doğal kaynaklara dayanır. Bu sistem bilim ve teknolojinin zeki ve hümanist bir yaklaşımla uygulanmasıyla başarıya ulaşır.  

Venüs Projesi’nde ortaya koyduğunuz kaynak temelli ekonomi paranın olmadığı bir sistem. Bugünün koşullarında böyle bir sisteme geçmenin gerçekçi olduğunu düşünüyor musunuz?

Bugünün sisteminde şirketler kâr amacı olmadan üretim yapamıyorlar. Ortada para, dolayısıyla kar olmayınca, direnç de olmayacak ama diğer alternatiflere yönelik arayış olacak. Kaynak temelli ekonomi ancak parasal sistemin sona ermesiyle ortaya çıkabilir. İnsanlar sosyal sorunları çözme aciziyetlerinden dolayı seçtikleri liderlere olan güvenlerini kaybettiklerinde başka alternatiflere yönelirler. Bence Venüs Projesi bu ihtiyaçları karşılayacak. Parasal sistem, ürün ve hizmetleri temsil etmiyor. Sorunları çözmek için gerekli kaynakları da temsil etmiyor. Sosyal gelişimin önüne geçiyor. Para doğal bir kaynak değil, sadece sosyal bir anlaşmadır. Ve hayatlarımızda gerçekte ihtiyaç duyulmayan ve yeri olmayan bir şeydir.

Paranın, kredinin, borcun olmadığı bir sistemde insanlar ne için ve nasıl çalışacaklar?

İnsanların ihtiyaçları çalışmalarına gerek kalmadan sağlanacak olması durumunda güdülenmeye ne olacak sorusu, insanların temel ihtiyaçlarının dışında başka bir arzularının olmadığını varsaymak anlamına gelir. Eğer bu doğru olsaydı, ortada mucitler, yazarlar, öğretmenler olmazdı. İnsanlar onları ilgilendiren ve zorlayan konular üzerinde tutkuyla çalışıyorlar. Motivasyon ve güdülenme insanlar anlamlı görevler üstlendiğinde var olur, ancak maaşını alabilmek için sıkıcı ve tekrar tekrar yapılan günlük angaryalar nedeniyle ölür.

Gerçek büyüme ve gelişme insanlar yaratıcı, gayret gerektiren ve yapıcı çabaların içinde yer aldıkça ortaya çıkar. Kaynak temelli ekonomide motivasyon ve güdülenmeyi insanların ihtiyaçlarının tanınması ve önemsenmesi cesaretlendirilecektir. Bu insanların gereksinim duydukları çevre, eğitim, iyi gıda, sağlık hizmeti, sıcaklık, sevgi ve güvenlik gibi ihtiyaçlarının karşılanması anlamına geliyor. Bazı insanlar serbest girişim sistemini ve onun yarattığı rekabetçi güdülenmeyi savunuyor. Bu sadece kısmen doğru. Çünkü parasal sistem aynı zamanda açgözlülüğü, yolsuzlukları, ahlaksızlığı, suçu, stresi, ekonomik zorlukları ve güvensizliği de yaratıyor. Bilim ve teknolojideki en büyük gelişmeler bağımsız olarak çalışan ve büyük karşı çıkışlara direnen Goddard, Galileo, Darwin, Tesla, Edison, Einstein gibi sadece birkaç kişinin çalışmalarının sonucunda ortaya çıktı. Bu kişiler finansal kazançtan ziyade gerçekten sorunları çözmek ve süreçleri geliştirmekle ilgileniyor.

Peki, insan hırsı, egosu ve daha çok isteme arzusunun bu sistem içindeki yeri nedir?

Ego, bugünün bencil toplumunun bir ürünüdür ve daha mantıklı bir toplumda geçmişte kalacaktır. Hırs ise kıtlığın yan ürünüdür. İnsan gelecekte de motive olacaklar ama farklı yöntemlerle.

Haberin orijinali:

http://www.fortuneturkey.com/haberdetay.asp?news_id=394

Bu sayfa 2055 kere okundu.
2014

Ocak Nisan

2013

Şubat Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

2012

Ocak Şubat Mart Mayıs Temmuz Eylül Kasım

2011

Ocak Şubat Nisan Haziran Temmuz

2010

Ocak Şubat Nisan Haziran

2009

Ocak Şubat Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim

2008

Ocak Nisan Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

2007

Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

2006

Ocak Şubat Nisan Ağustos

2005

Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

2004

Ocak Şubat Nisan Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

2003

Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık

2002

Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık



Bir tek kişiye yapılan haksızlık, bütün topluluğa yönelmiş bir tehdittir.
Montes Quiev


Bu site açık kaynak kodlu uygulamalar ve kütüphaneler kullanılarak yapılan mblog içerik yönetim sistemi ile sunulmaktadır.
© 2002 - 2012 Muharrem Taç
Sürüm : 5.4.8